10 Ocak 2015 Cumartesi

Hazzın doruklarına çıkıyorum …





Sanırım başlık ile beklentiyi yükselttim :) ama bugün Hedonik Adaptasyondan bahsetmek istiyorum. Madem mutluluk ile ilgileniyoruz hedonik adaptasyonun ne olduğunu da çok iyi bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle bu kavramı daha da Türkçeleştirelim ki hepimiz anlayabilelim :) Hedonizm ilk başta Sokrates'in öğrencisi Aristippos'un öğretisidir. Daha sonra Epikuros ile devam etmiştir. Türkçeye en anlaşılabilir şekilde hazcılık olarak çevirilebilir. Aristoppos’a göre her davranışımızın nedeni , mutlu olmak isteğinden kaynaklanır.  Aristippos daha çok bedensel hazdan bahsederken , Epikuros ruhsal hazdan sözeder. Merak edenler daha derin araştırabilir , bize şimdilik bu kadar yeter.
Adaptasyonu da uyum sağlama olarak çevirebiliriz sanırım :) Demek ki kavramımızı Hazza (zevke) uyum sağlama diye adlandırabiliriz.

Evet bu Hedonik Adaptasyon ne işimize yarıyor derseniz. Hayatımızda ki olumlu yada olumsuz değişikliklere uyum sağlayabilme diyebiliriz. Aslında iyi bir şey olduğu kadar da kötü bir şey :) Bir nebze denge unsuru diyebiliriz. Örneklendirmek gerekirse şu anda bir savaş çıksa ve kıtlık başgösterse , bununla başedemiyeceğimizi düşünürüz. Kısa bir zaman içerisinde yeni olaya alışırız ve mutluluk seviyemiz savaşın ve kıtlığın olmadığı zamana çok yakın seviyelere çıkar. Yada çok sevdiğimiz birini kaybettiğimizde artık hayatın yaşanılmaz olduğunu düşünürüz ama bizim Hedonik Adaptasyon yardımımıza gelir ve bir zaman sonra buna da adapte oluruz. Bu işin güzel ve iyi yanı. Bir de madalyonun diğer yönü var.

Bununla ilgili en çok verilen örnek Brickman’ın çalışmasıdır. Yaptığı araştırmalarda piyango kazanan kişilerin diğer kişilere göre çok daha mutlu olmadığını göstermiştir. Buna birkaç  örnekte kendimiz verebiliriz aslında o sizi çok mutlu edeceğine inandığınız salon takımının aldıktan belirli bir süre sonra var olduğunu bile farketmeyişimiz,  veya şu marka arabam olsun başka bir şey istemem dedikten ve elde ettikten sonra bunun size çok sıradan gözükmesi , evliliklerde cicim ayı dedikleri günler v.s.

Eeeee o zaman biz mutlu olamayacak mıyız ?

Burada şu örnekle devam edebiliriz mutluluk ve mutsuzluk noktamızı 0 olarak ele alabiliriz. Bu sıfır noktası kişiden kişiye değişebiliyor. Tabii sizin genetik olarak 0 noktanız diğer insanların 0 noktasından yukarıda yada aşağıda olabilir ama biz kendi sıfırımızla ilgileniyoruz ;). Terfi aldık 0 noktamız +2 oldu :) ama belirli bir zaman sonra 0’ a geri düştük. :( Ameliyat olacağız -2 ye düştük :( ama belirli bir zaman sonra 0’ a yeniden geldik. :) Bu böyle sürüp gidecek ama burada iyi haber devreye giriyor bu 0 noktasının mutluluktaki payı % 50 …

%10 luk bir pay var ve her ne kadar araştırmacılar bu kısma dış etkenlerin neden  olduğunu söyleseler de ben bu %10 luk kısmın maddiyattan daha çok etkilendiğini düşünüyorum. İnsanların çok büyük bir çoğunluğunun hayat önceliği maddiyat olduğu için  bu % 10 luk kısmı yükseltmeye çalışıyor ama etkisi az. Hata da burada zaten.

Gözden kaçan %40 lık bir taraf var. Kendi hazzımızın dorukları da buralarda saklı :)

Bu %40 lık kısım için biraz çaba gerekiyor çünkü önce kendimizi tanımamız gerekiyor. Bana sorarsanız % 40 için yapılması gerekenlerden bazıları şunlar;

Bence ilk kural sevgi – hayatımızın heryerine sevgiyi ve aşkı katmamız gerekiyor.

Kolay değil isterseniz bir deneyin , AYNAYA BAKIN VE KENDİ GÖZLERİNİZE BAKARAK SENİ SEVİYORUM  demeye çalışın. Bence maalesef bir çoğunuz diyemeyecek ve bunu bile itiraf edemeyecek. Daha kendimizi sevemiyorken nasıl mutlu olabiliriz ki …

Bunu yapabilen yada yapamayanlar bana duygularını yazabilirlerse çok sevinirim bu arada :)

hatta Angel – A filminden en çok sevdiğim sahne



 – spoiler --
---- "Angela: Gözlerine bak, ne görüyorsun?
André: Güzellik, belki biraz tatlılık.
Angela: Ya sevgi?
André: Evet, sevgiden de çok var. Hem de çok fazla.
Angela: Çok fazlaysa çıkarman gerek. Şimdi aynaya bak ve kendine “Seni seviyorum” de.
André: Ama bunu söylemek çok zor…
Angela: Neden biliyor musun? Çünkü sana hiç söyleyen olmadı, değil mi? Biri nasıl yapılacağını göstermeden kendini sevmek çok zor. Seni seviyorum Andre. İşte oldu, sen de sevildin. Artık sevgi vermemen için sebep yok. Vücuduna bak. Sevgisizlikten ve güvensizlikten acı içinde. Senin ilgine ihtiyacı olduğunu görmüyor musun? Bu yaralı vücuda çok görme bunu. Çünkü sana çok uzun zaman katlandı ve hiç şikâyet etmedi. Ona önemli olduğunu söyle. Buraya ait olduğunu anlat. Hak ettiği şeyi ver.
André: Seni seviyorum André. Seni seviyorum.----


Monoton bir yaşamdan sıyrılmamız gerekiyor. 

Kötü düşüncelerden sıyrılıp pozitif olmak için çalışmak gerekiyor.

Dışa dönük bireyler olmamız gerekiyor. 

Sosyal olmamız gerekiyor.

Küçük mutluluk anları oluşturmak gerekir. (Kendimize çiçek toplayabiliriz yada sahilden deniz kabukları :) özellikle hediye alalım demedim sonra yaaaa bak maddiyat denmesin diye :) ama hediye de alabilirsiniz ;)

Spor mutluluğa açılan kapılardan biri (Köyde haraketli yaşayan , ekip biçen birinin spor yapmasına gerek olmayabilir ama bizim gibi şehir hayatında yaşayanlar için kesinlikle gerekli - bunun ile ilgili de bir yazı gelecek :) ). 

Bir şekilde ruhu dinlendirme çalışmaları (müzik dinlenebilir , meditasyon yapılabilir , kitap okunabilir v.s.)

Sanat dalları ile uğraşmak (Bir enstrüman çalınabilir – Resim yapılabilir – Fotoğraf çekilebilir v.s.)

Düzenli uyku v.s.

Yukarıda yazanların bir çoğu da ayrı ayrı yazı konuları :) Bunun gibi birçok madde sıralanabilir. Mutlu olmak için yapılması gerekenler insanın kendi içinde saklı ve bunun için herkesin kendisi ile bir görüşme yapmasında fayda var.

Ama çok da korkmayın her şekilde Hazza Uyum yasası devreye girecek ve sizi 0 noktasına taşıyacak. Bu anlattıklarım 0 noktasını biraz daha yukarıya taşımak isteyenler için.

Bir şarkıda bu konuya gelsin :) Skunk Anansie – Hedonism …



Sizleri de hazzın doruklarına davet ediyorum :)

Bu yazdıklarım bazı araştırmalar sonucunda elde edilen bilgileri içerir , tüm yazılanlara katılıyorum yada katılmıyorum anlamına gelmiyor. Herkesin mutlaka bu konu ile ilgili fikirleri vardır ve yazıların zenginleşmesi açısından eğer yorum yaparsanız , bu benim için çok değerli olur. Mutlu olurum :)


Bu konu ile ilgili daha akademik yazılar veya detaylar isteyenler için ;


Brickman, P., & Campbell, D.T. (1971). Hedonic relativism and planning the good society. In M.H. Appley (Ed.), Adaptation level theory: A symposium (pp. 287–302). New York: Academic Press.
Diener, E., & Seligman, M.E.P. (2002). Very happy people. Psychological Science, 13, 81–84.
Diener, E., Lucas, R.E., & Scollon, C.N. (2006). Beyond the hedonic treadmill: Revisiting the adaptation theory of well-being. American Psychologist, 61, 305–314.
King, L. A. (2001). The hard road to the Good Life: The Happy, Mature Person. Journal of Humanistic Psychology, 41(1), 51-72.
Lyubomirsky, S., Sheldon, K.M., & Schkade, D. (2005). Pursuing happiness: The architecture of sustainable change. Review of General Psychology, 9, 111–131.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder